23 Ekim 2007 Salı

Irak'taki PKK ofisleri kapatılıyor


Babacan ziyareti sonrası ilk adım. Irak Başbakanı Maliki, terörle mücadele kapsamında PKK'nın Irak topraklarını kullanmasanı izin vermeyeceklerini açıkladı.
Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Irak'taki terör örgütü PKK bürolarının kapatılacağını ve örgütün Irak topraklarında faaliyetine izin verilmeyeceğini bildirdi.

Başbakan Nuri El Maliki'nin makamından yapılan açıklamada, "PKK, terörist bir örgüttür. Bürolarını kapatma ve Irak topraklarında faaliyet göstermelerine izin vermeme kararı aldık. Irak ve Türkiye'yi tehdit eden terörist faaliyetlerini kısıtlamak üzere çalışacağız" denildi

Baykal: Ya komşu olursun, ya hedef


Baykal, CHP TBMM grup toplantısında, hükümetin terörle mücadele
politikasını eleştirdi.

Terörün tahammül edilemez bir boyutta yükseldiğini, milli bir sorun
haline geldiğini anlatan Baykal, sorunun doğru teşhis edilmesi
gerektiğini bildirdi. Baykal, Türkiye'nin milli mücadele tarihinden
buyana karşı karşıya kaldığı en ciddi tehditle bugün boğuşma durumunda
olduğunun artık görülmesi gerektiğini söyledi.

Baykal, son dönemde kitlesel kayıplara yol açan terör saldırıları
olduğunu, 1 ayda teröre 42 kurban verildiğini belirterek, bunun
seyredilecek bir manzara olmadığını bildirdi.

Baykal, Hakkari'de 12 askeri şehit eden teröristlerin Kuzey Irak'tan
geldiğini, 8 askeri de alıp Kuzey Irak'a götürdüklerini ifade ederek,
"Kuzey Irak'tan Türkiye'ye bir saldırı yapıldı, 12 şehit verdik, 8
askerimizi aldılar ve götürdüler. Kimlerin götürdüğü belli, götürenlerin
kimlerin himayesinde olduğu belli. Onlara kimlerin destek olduğu belli"
dedi.

"TÜRKİYE YOL GEÇEN HANINA DÖNDÜ"

Baykal, benzer olayın İsrail'de ya da Kübalılar tarafından ABD'lilere
karşı veya İngiltere'de yapılmış olması durumunda ne olacağını sordu.

"Ciddi ülkeler, vatandaşlarına terör saldırıları düzenlenmesine izin
vermezler" diyen Baykal, "Türkiye, yol geçen hanına döndü. Cinayetler
işleniyor, saldırılar yapılıyor. Nereden geldiği, kimin himaye ettiği
belli" ifadesini kullandı.

Baykal, ortada bir teşhis ve strateji olmadığını savunarak, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın her sözünün terörü etkisiz kılmayı değil, terörü
azdırmayı öngören bir sonuç yarattığı iddia etti. Erdoğan'ın
"Teröristlere parlamentoya girin, orada siyaset yapın" dediğini, bunun
terör karşısında aciz bir tavrı ortaya koyan politika olduğunu öne süren
Baykal, "Bu, terör karşısında mücadeleyi değil, terörle uzlaşmayı
öngören bir politikadır. Bu uzlaşmanın bedeli, Türkiye Cumhuriyetinin
ulusal bütünlüğüdür. Türkiye Cumhuriyetin ulusal bütünlüğünden ödün
vermeden terörle uzlaşmanın mümkün olmadığını herkesin anlaması
gerekir" diye konuştu.

"TÜRKİYE, TERÖRLE MÜCADELEYE YENİ BİR ŞEKİLDE BAKMALI"

Son dönemde yoğunlaşan terör saldırıları karşısında, izlenen
politikalarla sonuç alınamayacağı, yeni politika arayışına girilmesi
gerektiği yönünde Hükümette yeni bir anlayışın ortaya çıkmasını umut
ettiğini, ancak bunun hiçbir işaretinin olmadığını savunan Baykal,
hükümetin aynı anlayışı yeni koşullarda da sürdürme eğilimi ve kararlığı
içinde olduğunu kaydetti.

Baykal, şunları söyledi:
"Bu yaklaşım, terörle mücadelemizin önündeki en temel engeldir. Bu
yaklaşım, Türkiye'nin terörle mücadelesini çok büyük sıkıntılarla karşı
karşıya bırakmıştır, bundan sonra da çok daha büyük sıkıntılarla karşı
karşıya kalmamız şaşırtıcı olmayacaktır."
"Artık Türkiye, terörle mücadeleye yeni bir şekilde bakmalıdır" diyen
Baykal, teker teker teröristlerle uğraşarak bir sonuç almanın mümkün
olmadığını; terörün kaynağının kurutulması ve teröristlere destek
verilmesini caydırarak bir anlayışın ortaya konulması gerektiğini
söyledi.

Türkiye'nin daha önce 1999 yılına kadar terör tehdidiyle karşı karşıya
kaldığını, o zaman terörün karargahının Suriye'nin Bekaa Vadisi ve Şam
olduğunu; Türkiye'nin buradan kaynaklanan terör tehdidini ortadan
kaldırmak için Suriye ile ilişkilerini yeni bir düzeye çektiğini anlatan
Baykal, Suriye'nin, Türkiye'nin kararlılığını gördükten sonra terör
örgütünün karargahını dağıttığını anımsattı.

Aynı tablonun Kuzey Irak'ta var olduğuna işaret eden Baykal, şöyle
konuştu: "Kuzey Irak'taki insanlarla hiçbir problemimiz yok. Onlar bizim
kardeşlerimiz. O insanlarla Türkiye arasında hiçbir haklı çatışma nedeni
yok. Onlarla komşu olmak istiyoruz. iyi ilişkiler içinde olmak
istiyoruz. Onların refahına, kalkınmasına katkı vermek istiyoruz.

Onlarla iyi ve dostane ilişkiler içinde olmak istiyoruz. Şuanda böyle
bir ilişki tablosunun olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer böyle bir ilişki
tablosu yoksa, bunun sorumluluğunun Türkiye'ye ait olduğunu söyleyebilir
miyiz?"

Türkiye'nin, işadamı, uzman, mühendis ve işçilerinin Irak'ın
kalkınmasına katkı verdiğini; elektriğin Irak'a ucuza verildiğini, Habur
Sınır Kapısı'nın Irak'ın refahı ve kalkınması için çalıştığına işaret
eden Baykal, Türkiye'nin herhangi bir komşudan beklenebilecek olanın çok
ötesinde iyi niyetli ve dostane bir tutum sergilediğini söyledi.

"KUZEY IRAK'A DEMELİYİZ Kİ 'YA PKK YA TÜRKİYE"

"Peki Kuzey Irak, bize karşı bu anlayışın hak ettiği davranışı
sergilemiş midir?" diye soran Baykal, şöyle devam etti:
"Kuzey Irak, Türkiye karşı saldırıların karargahı haline gelmiş.

PKK'nın büroları orada. Kandil Dağında karargahı duruyor. ABD'li
gazetecileri orada kabul ediyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Resmi
geçitler yapıyorlar, Eğitim veriyorlar. Silahlar orada, cephaneler
orada. Oradan vur kaç eylemleri Türkiye'ye yönelik olarak yapılıyor.

Türkiye'de cinayetler, katliamlar işleniyor, masum insanlar öldürülüyor.

Sonra dönüyorlar Irak'a... Böyle komşuluk olur mu? Böyle hukuk olur mu? Böyle barış olur mu? Böyle kardeşlik olur mu?"

Türkiye'nin bu manzara karşısında ne yaptığını soran Baykal, şöyle
konuştu: "Bunu kabul edemeyeceğimizi ortaya koymak zorundayız. Bunu çok açık, net bir şekilde söylemeyiz. Kuzey Irak'a demeliyiz ki 'ya PKK ya Türkiye. kararını al.' Hem PKK hem Türkiye. Hem 'Türkiye bana yatırım yapsın, mühendis, işçi göndersin, elektriği ucuza versin, kapılarını
açsın. Ben de PKK'yı Türkiye'ye karşı himaye edeyim.' Bu, böyle devam
etti. Bu böyle devam etti ama artık böyle devam etmeyecek. Irak'a şunu
anlatmamız lazım: 'Ya komşu olursun ya da hedef olursun.' Bir
gazetecimizin gayet güzel formüle ettiği gibi 'Ya komşu olursun ya da
hedef olursun.' Bu hepimizin ortak anlayışı."

"BAŞBAKAN'A, GENELKURMAY BAŞKANI'NA ANLATMAK İSTİYORUM"

Baykal, kendilerinin bu anlayışta olduğunu, ancak bu politikanın
izlenmekte olduğu gözlemini yapamadıklarını ifade ederek, şunları
kaydetti: "Bu değerlendirme bizim değerlendirmemiz. Ben istiyorum ki bu
değerlendirme, sadece bizim değerlendirmemiz olmasın, Türkiye
Cumhuriyetinin resmi değerlendirmesi olsun. Ne yazık ki şuandaki tablo o
değil. Onun için 'milli terör politikası' diyorum, onun için terör
konusunu milli platformda konuşalım diyorum. Onun için iktidar
muhalefet, asker sivil bir araya gelip konuşalım diyorum. Aynı masada
bunları anlatmak istiyorum. Bunları Başbakan'a anlatmak istiyorum.

Genelkurmay Başkanına anlatmak istiyorum. Topluma anlatmak istiyorum.

Hayır, bu ortamı yaratırsak, bunu anlatmayı başarırsınız, bu nedenle
böyle bir platform kurmayacağız. Bunu öyle konuşmayacağız. biz
bildiğimiz politikayı, arada sırada size bilgi vererek, arada sırada
sizlerle dayanışma sergileyerek milli politika diye götüreceğiz. Kuzey
Irak'ın, Türkiye'ye ihanetine göz yuman bir politika milli politika
değildir. Türkiye'nin bu konuda milli bir politikaya ihtiyacı var. Milli
politikayı konuşalım ve kararlaştıralım."

"EĞER BU TEZKERENİN DE GEREĞİ YAPILMAZSA, BU HÜKÜMET TEZKERE KOLEKSİYONCULUĞU YAPAN HÜKÜMET HALİNE GELİR"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, geçen hafta
TBMM'de kabul edilen tezkerenin gereğinin yapılmaması halinde, Hükümetin "tezkere koleksiyonculuğu yapan bir hükümet" haline geleceğini savundu.

Partisinin TBMM grubunda, terör olaylarını değerlendiren Baykal, bir an
önce Türkiye ile şaka yapılamayacağını, oynanmayacağını bölgeye
göstermek ve hızla bu kararlılık içine girmek gerektiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'a, "3-4 gün müsaade edin" dediğini ifade eden Baykal,
"Başbakan, '4 yıldır müsaade ediyoruz. Hala ne istiyorsunuz?' deme
gereği duymuyor mu?" diye sordu.

Baykal, Irak konusunda 2003'te iki ayrı tezkere çıktığını, bunun, üçüncü
tezkere olduğunu anımsatarak, "Hükümetin çantasında 3 tane tezkere var.
Eğer bu tezkerenin de gereği yapılmazsa, bu hükümet tezkere
koleksiyonculuğu yapan hükümet haline gelir" dedi.

Bunun, bir terör olayı değil, Türkiye'ye yönelik örtülü bir savaş
olduğunu vurgulayan Baykal, Türkiye'ye karşı savaşanların bulunduğunu
ancak Türkiye'nin cevap verme noktasına gelmediğini kaydetti.

Türkiye'nin, sınır ötesi harekatı konuşurken, 3 gün önce kendisine
yönelik sınır ötesi harekatı yapılarak, askerlerin şehit olduğunu
belirten Baykal, "Nasıl oluyor da biz hala Başkan Bush ile Kasım ayında
konuşmayı, başka olayları beklemeyi içimize sindiriyoruz, anlamak mümkün değil" diye konuştu.

Birilerinin katkısıyla bu işin çözüleceğini zannetmenin, boş bir
bekleyiş olduğunu vurgulayan Baykal, bu tuzağı ancak, Türkiye'nin
uygulananları kabul etmeyeceğini kararlı bir şekilde göstermesiyle
bozabileceğini söyledi.

"BİRAZ DA ONLAR BEDEL ÖDESİNLER"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bedel ödemekten" söz ettiğini
kaydeden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeter artık ödediğimiz bedel, bırak biraz da onlar bedel ödesinler.

Onlara bedel ödetmenin yolunu ara. Güç eğer hiç kullanılamayacaksa
yok demektir, günü geldiğinde kullanılmayan güç, hiçbir anlam taşımaz.

Bugünler için değilse, hangi günler için Ortadoğu ve dünyanın en güçlü
ordularından birisini geliştiriyoruz? Eğer bugünlerde, bizim sorunumuzu
çözmek için etkili biçimde onu kullanacak siyasi irade ortaya
koyamıyorsak, niçin bu var? Gün, bugündür. Türkiye'yi yönetenler,
ülkenin gücünün bilincine varmalı. Türkiye'nin saygınlığı, gücü,
etkinliği, caydırıcılığı erozyona uğramaktadır."
Baykal, Türkiye'deki sorunun, siyasi irade olduğunu savunarak, "Bu
siyasi irade niçin kullanılamıyor? Türkiye'nin eli kolu bağlı mı,
hareket kabiliyeti kısıtlı mı? Engel içeriden mi dışarıdan mı?"
sorularını yöneltti.

"ASKERİ HAZIRLIK EKSİKLİĞİ GİBİ SUNMA"

Türkiye'nin milli politika uygulamasına her türlü katkıyı verecek
durumda olduklarını ifade eden Baykal, "İktidar da öyleyse mesele yok. O zaman gelelim el ele bunları konuşalım" dedi.

Baykal, Türkiye'nin terör karşısında etkili bir uygulamaya girmesinin
kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak, muhalefet olarak, iktidarı, kaçtığı
yere kadar kovalayacaklarını söyledi.

Bu konuda gönülsüz olmanın, olayın başarısını etkilediğini belirten
Baykal, kendilerinin hazır olduğunu, iktidarın da kaytarmaması ve olayın
gereğini yapması gerektiğini belirtti.

Baykal, siyasi irade zaafiyetini, "askeri hazırlık eksikliği" gibi
sunma çabalarını kınadığını ifade ederek, öncelikle siyasi iradeninin
kararlılığını ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

Askeri harekat yapılacaksa, niçin ve neye dönük yapıldığını, içerde ve
dışarda çok iyi anlatılması gerektiğini dile getiren Baykal, Türkiye'nin
kendisine yönelik haksızlığa tepki gösterdiğini kaydetti.

"SİYASETİN KANSERİ"

Baykal, Türkiye'de, hiçbir vatandaş kesiminin, yapılacak operasyondan
olumsuz etkilenmemesi gerektiğini ifade ederek, sorunun etnik değil,
terör olayı olduğunu vurguladı.

"Teröristi, terörü sevmiyoruz, bütün vatandaşlarımızı seviyoruz. Biz
Kürtleri seviyoruz, teröristleri sevmiyoruz" diyen Baykal, Kürtlerin de
toplumun diğer kesimleri gibi, devletin öz unsurları, temel dayanakları,
eşit hak sahibi, kurucu unsurları olduğunu söyledi.

Baykal, terörü, "insanlığın baş belası, siyasetin kanseri, milli afet"
olarak nitelendirerek, terörün bedelini, Kürt, Çerkez, Arap, bütün
vatandaşların ödeyeceğini belirtti.

Bu konuda özel bir duyarlılık içinde olduklarını vurgulayan Baykal,
şöyle konuştu: "Bu, başta Kürt kökenli vatandaşlarımızı sakınmak, sahip çıkmak, terörle özdeşleşmesine izin vermemek, terörden aklamak, arındırmak, terörü onlardan koparmak içindir. Türkiye'yi; Irak, Yugoslavya, Bosna, Hırvatistan'a döndürmek isteyenlere izin vermemeliyiz.

Sakın ha, hiçbir vatandaşımızın kökü, kökeni dolayısıyla bir başka
vatandaşımıza karşı kızgınlık, husumet, tepki içine girmemelidir. Bu çok
vahim, tehlikeli bir yanlış olur, bu bir tuzaktır."

"KAÇTIĞIN YERE KADAR KOVALAYACAKLAR"

Hükümetin, RTÜK'e yazı yazarak, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınlarının durdurulmasını istediğine işaret eden Baykal, bunun, bir önlem olmadığını belirtti.

Bunun, "olay duyulmasın, yayılmasın" anlamına geldiğini ifade eden
Baykal, sözlerini, "Yaşanmış, bırak bu acıyı yaşayalım, o acıyı
yaşadığımız ölçüde millet olduğumuzu fark ediyoruz, bütünleşiyoruz. Aman konuşmayın' O zaman sen daha rahatlıkla savsaklayacaksın.

Savsaklayamaycaksın, bu kez milli ruh ayağa kalktı, seni kaçtığın yere
kadar kovalayacaklar, bu konuda Türkiye'nin cevabını vermek zorunda
bırakacaklar" diye tamamladı.

Sıfır noktasından bugünkü FOTOlar

Teröristlerin 12 askeri şehit etmesinin ardından Irak sınırında askeri hareketlilik artıyor. Sınıra tank, top ve askeri malzeme sevkiyatı bugün yeniden hızlandı. İşte son kareler:

Batman ve Şırnak’ta askeri araçlar konvoylar halinde sınır kesimine gitti. Diyarbakır 2’inci Hava Taktik Komutanlığı’ndan dün gece ve bugün havalanan F-16 savaş uçakları sınır boyunda keşif uçuşlarını aralıksız sürdürdü.

Yüksekova’nın Dağlıca kesiminde PKK’lı teröristerin 12 askeri şehit etmesi, 16 askerin de yaraladığı saldırının ardından Türkiye-Kuzey Irak sınırındaki askeri hareketlilik tüm hızıyla sürüyor. Şırnak, Hakkari, Siirt’in kırsal kesimlerinde PKK’lı teröristlere yönelik sürdürülen ‘Sonbahar operasyonu’ kapsamında dün gece Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde 20 araçlık konvoy ile özel eğitimli Jandarma Özel Harekat Timleri Kato Dağı’nı çıktı. Askerlerin çıkışının ardından Jandarma Komutanlığı’ndan top seslerinin yükseldiği duyuldu.

Türkiye’nin Kuzey Irak’a olası bir sınır ötesi operasyonu öncesinde sınıra tank, top ve askeri malzeme sevkiyatı bugün yeniden hızlandı. Diyarbakır, Batman üzerinden giden yaklaşık 40 araçlık konvoy Şırnak’ın Cizre İlçesi’nden geçerek Uludere kesiminde sınır boylarına konuşlandırıldı. Konvoyda, toplar, askerler ve kapalı kasa kamyonlarda taşınan mühimmatla olduğu görüldü. Konvoyun geçiş güzergahında sıkı güvenlik önlemleri alınırken, havadan helikopterlerin de eşlik ettiği görüldü.

HELİKOPTER TRAFİĞİ ARTTI

Dün geceden beri süren hava hareketliliği gündüz saatlerinde de aralıksız sürdü. Yüksekova 21'inci Sınır Jandarma Taktik Tugay Komutanlığı’na sürekli helikopterler iniş kalkış yaptı. Pistte 3 sikorsky tipi helikopter hazır bulundurulurken, ambulanslar da aynı bölgede bekletildi. Yüksekova semalarında helikopter sesi hiç eksik olmazken, çatışmaların sürdüğü belirtildi.

SAVAŞ UÇAKLARI SINIRDA

Diyarbakır 2’inci Hava Taktik Komutanlığı’ndan dün gece ve bugün havalanan F-16 savaş uçakları sınır boyunda keşif uçuşlarını aralıksız sürdürdü.

Günün her saatinde art arda havalanan F-16 savaş uçakları, Kuzey Irak sınırında keşif uçuşları yaptı. Bölgede savaş uçakları keşif uçuşlarını sürdürürken, Kobra tipi helikopterlerle de terör yuvaları bombalanıyor.

http://www.haber7.com/pg-view.php?pg_galleries_id=317

Terör örgütü Talabani'yi yalanladı!


"22 Ekim akşamı PKK ateşkes ilan edecek" diyen Irak Devlet Başkanı Talabani'ye PKK'dan ret yanıtı... "Kongra-Gel" tarafından yapılan açıklamada şu küstah ifadeler yar aldı:

"Kongra-Gel" tarafından yayınlanan bildiride "Biz resmen ateşkesi sona erdirmedik. Ancak, Türk devletinin tek taraflı saldırıları nedeniyle ateşkes için koşullar mevcut değil" denildi.

PKK-Kongra Gel tarafından yapılan çok uzun bildiride Abdullah Öcalan'ın "çözüm önerilerini sunduğu ve çok sayıda ateşkes çağrısı yaptığı" öne sürüldü.

Son ateskesin 2006 yılında ilan edildiği, o zamandan beri Türkiye'nin "485 operasyon" yaptığı öne sürülen bildiride "Biz resmen ateşkesi sona erdirmedik. Ancak Türk devletinin tek taraflı saldırıları nedeniyle ateşkes için koşullar mevcut değil" ifadesi kullanıldı.


Haberin İngilizce metni için bakınız
http://www.newstime7.com/haber/20071023/Turkey-sends-more-troops-to-Iraq-border.php

İşte Irak'a Türkiye'nin 6 şartı


Dışişleri Bakanı Babacan, Talabani ve Irak Dışişleri Bakanı Zebari ile yaptığı görüşmelerde terör örgütüyle mücadeleye yönelik 6 talepte bulundu. İşte Türkiye'nin 6 şartı:

Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Bağdat temasları çerçevesinde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile görüştü.

BABACAN:"PKK TERÖRÜ İLE MÜCADELEDE DESTEK SÖZÜ ALDIK"

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile görüşmesinde, Türkiye'nin PKK terörü ile mücadelesine destek sözü aldıklarını bildirdi.

Talabani ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Babacan, önemli bir çalışma ziyareti gerçekleştirmekte olduğunu söyleyerek, Talabani ve diğer yetkililerle Irak ve bölge sorunlarını ele aldıklarını kaydetti.

Babacan, Irak'ın bir an önce barış ve huzura kavuşmasını istediklerini belirterek, Türkiye olarak Irak'ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini de bildirdi. PKK terörü nedeniyle Türkiye'de sivil ya da asker binlerce vatandaşın öldüğüne dikkat çeken Babacan, sorunun çok acil bir sorun olduğunu, bütün ülkelerden teröre karşı mücadele konusunda Türkiye ile birlik ve beraberlik istediklerini kaydetti. Babacan, "Teröristin iyisi kötüsü olmaz, iyi terörist kötü terörist ayrımı olmaz" diye konuştu.

Görüşmelerde Türkiye'nin PKK terörü ile mücadelesine destek sözü aldıklarını ifade eden Babacan, Türkiye ile Irak arasındaki dostluğun tarihinin çok eskilere dayandığını ve bu ilişkileri bir terör örgütünün yaralamasına izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.

Babacan, bu konuların 2-3 Kasım'da İstanbul'da yapılacak Irak toplantısında daha detaylı ele alınacağını da söyledi.

Celal Talabani de açıklamasında Babacan'ı Bağdat'ta görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye'nin yaşadığı terör sorununu anladıklarını ve bu konuda Türkiye'ye gereken desteği vereceklerini söyledi.

Babacan, Talabani ile görüşmesinin ardından Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile bir araya geldi. Babacan, Talabani ve Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile yaptığı görüşmelerde terör örgütüyle mücadeleye yönelik altı talepte bulundu.

Babacan Ankara'dan Talabani'ye altı şart götürdü:

* Terör örgütünü topraklarınızdan atın,

* Lojistik desteğini derhal kesin,

* Yerel faaliyetlerini durdurun,

* Hareket kabiliyetini kısıtlayın ve bürolarını kapatın,

* Liderlerini tutuklayıp Türkiye'ye iade edin,

* Kamplarını derhal kapatın.

BABACAN'DAN SÖZDE ATEŞKESE NET YANIT

2003'teki işgal sonrasında Irak'ı ziyaret eden en üst düzeydeki Türk yetkili olan Babacan, Bağdat'ta Talabani'den önce Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'yle biraraya geldi.

Babacan görüşmeden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında terör örgütü PKK tarafından yapılan sözde ateşkes önerisine net yanıt verdi. Babacan "Ateşkes devletler ve nizami güçler arasında olur Burada sorun bizim bir terör örgütüyle uğraşmamız" dedi.

Terörle savaşmanın farklı yolları olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Babacan, "Askeri yöntemlerin yanı sıra, siyasi diyalog, diplomasi, ekonomik ve kültürel önlemler de var" dedi. Babacan, Ankara'nın bunlardan uygun olanlarını zamanı geldiğinde uygulayacağını kaydetti.

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ise, Irak hükümetinin PKK sorunuyla başa çıkması için aktif olarak yardımcı olacağını belirtti.

Babacanla terörle savaş konusunda ortak tutum almak üzere anlaştıklarını söyleyen Irak Dışişleri Bakanı, PKK'nın iki ülke arasındaki ilişkileri zehirlemesine izin vermeyeceklerini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Babacan'ın Bağdat temasları sırasında 2-3 Kasım'da İstanbul'da yapılacak Irak'a komşu ülkeler toplantısı da gündeme gelecek.

Ali Babacan, Orta Doğu ülkelerine düzenlediği tur sonrasında, Türkiye'nin PKK saldırılarını engellemek amacıyla Irak'a sınırötesi bir harekat düzenlemeden önce, diplomatik çözüm yollarını tüketmeye çalışacağını söylemişti.

Irak meclisi, tezkereyi kınadı

Irak meclisi, Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı Irak'ın kuzeyine girme ihtimalini kınarken, teröristlerinde bölgeyi terk etmesini istedi.



275 milletvekilinden 184'ünün bugün kabul ettiği karar metninde, "çözüme kavuşturulmamış bir sorunun çözümü için kuvvet kullanma tehdidi" kınanırken, Irak hükümetinden "terör örgütü PKK'nın eylemlerine sonverecek tedbirleri alması" talep edildi.

Irak meclisi, "Irak topraklarından komşu ülkelere yöneltilen her türlü silahlı eylemi" de kınadı ve "terör örgütü PKK militanlarının Iraktopraklarını terk etmesini" istedi.


Karar metninde, "TBMM'nin tezkere kararının Irak'la iyi komşulukilişkilerine katkıda bulunmayacağı" ifadesine yer verildi. Metinde,"Türk ordusunun son zamanlarda bazı Irak köylerini bombaladığı" da önesürüldü ve Türk hükümetine, "bu sorunun Irak hükümetiyle eşgüdüm ve diyalog içinde çözümü için sağduyunun sesine kulak verme" çağrısında bulunuldu.

Barzani parasız kaldı


Tezkerenin TBMM'den geçmesi ile birlikte paniğe kapılan Irak'ın kuzeyindeki yerel Kürt yönetimi büyük bir finansman sıkıntısı içine girdi. Dünya Bankası'nın “Yükselen Piyasalar” ve “Yıllık Toplantılar” isimli resmi yayın organlarında çıkan haberlere göre Barzani liderliğindeki yerel yönetim çalışanların ücretini bile ödeyemez hale geldi. Büyük petrol yataklarına karşın, finansman sıkıntısı nedeniyle yatırım yapamayan yerel yönetim, acil altyapı yatırımları için de fon bulamıyor. Kürt yönetiminin tüm gelirinin yüzde 75'i maaşlara gidiyor.

PKK'yı temizlemeye gücümüz yetmez


Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Kuzey Irak'ta Kandil dağında yuvalanan teröristleri bölgeden çıkarmak için yeterli güçleri olmadığını söyledi. Talabani, Türkiye'ye destek veren Esad'ı da eleştirdi


Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Londra'da Arapça yayınlanan Şarku'l-Evsat gazetesine verdiği mülakatta Türkiye'nin Kuzey Irak'a yönelik muhtemel sınırötesi harekatıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin Kuzey Irak'a geniş çaplı bir askeri harekat düzenlemeyeceğini ümit ettiğini söyleyen Talabani, ülkesinin terör örgütü PKK'yı Kuzey Irak'taki dağlık bölgelerden çıkarmaya gücü olmadığını belirtti. Talabani, Irak anayasasının Irak topraklarında yabancı silahlı güçlerin bulunmasına ve Irak topraklarını kullanarak komşu ülkelere saldırılar düzenlemesine izin vermediğini söyledi. "Fakat ne yapabiliriz? Kandil'e gönderecek yeterli askeri gücümüz yok" diyen Talabani, muhtemel bir askeri harekatın Türk demokrasisine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ve AK Parti'ye zarar vereceğini de öne sürdü.
ESAD TÜM SINIRLARI AŞTI

Türkiye'nin sınır ötesi harekatına destek veren Suriye Devlet Başkanı Esad'ı da eleştiren Talabani, Esad'ın bu desteğiyle bütün sınırları aştığını öne sürdü. Tarihi bağlar nedeniyle Suriye'nin tavrı konusunda yorumda bulunmaktan devamlı kaçındığını anlatan Talabani, "Bu kez tüm sınırları aştı ve buna tahammül etmem mümkün değil" şeklinde konuştu. Irak Cumhurbaşkanı, Süleymaniye'ye dönüşünde yaptığı açıklamada ise, "Türkiye kendisini içinden çıkamayacağı bir bataklığa atmaya hazır değildir" dedi. Öte yandan Kuzey Irak'ta Bölgesel Yönetimin Başkanı Mesud Barzani'nin oğlu Mesrur Barzani, geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı. KDP'nin özel istihbarat örgütünün başında olan Mesrur Barzani'nin, önceki gün Irak'ın kuzeyindeki Selahattin kasabası yakınında gçirdiği kazada ağır yaralandığı ve tedavi için Ürdün'e nakledildiği bildirildi.

Barzani: PKK'lıları vermeyeceğiz


PKK'nın liderlerinin Türkiye'ye teslim edilmesinin "hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir hayal" olduğunu belirtti.


Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, olası sınır ötesi operasyonla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, PKK'nın üst düzey liderlerinin Türkiye'ye teslim edilmesinin "hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir hayal" olduğunu belirtti.


Barzani Erbil'de düzenlediği basın toplantısında, "PKK liderlerini Türkiye'ye teslim etmek asla gerçekleşmeyecek bir hayal" dedi. Barzani, ayrıca Türkiye'nin muhtemel sınır ötesi operasyonuyla ilgili olarak ise "Toprağımızı savunacağız" diye konuştu.

Barzani: PKK'ya izin vermeyiz

DUBAİ - Irak'taki Kürt Bölgesel Yönetimi'nin Başbakanı Neçirvan Barzani, PKK'lı teröristlerin sınırdan sızarak Türkiye'ye saldırmalarını durdurma konusunda kararlı olduklarını söyledi. Barzani, Türkiye'yi de Kürt sorununa siyasi çözüm bulmaya çağırdı.
Barzani'nin, Katar'dan yayın yapan El Cezire televizyonuyla söyleşisi önceki akşam Kürdistan Demokrat Partisi'ne bağlı 'Kürdistan TV' ve 'Zagros TV'de de geniş olarak yayımlandı. PKK saldırılarının yarattığı sorunların askeri yollardan çözülemeyeceğini söyleyen Kürt Yönetimi Başbakanı, "Bizler Kürdistan bölgesinin hükümeti olarak, topraklarımızın yahut da Irak topraklarının herhangi bir komşu ülkeye saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz" dedi. "PKK sadece Türkiye için bir sorun değil geçmişte bizim için de sorunlara sebep oldu" vurgusu yapan Barzani, "PKK sorunundan faydalandığımız doğru değil. Fakat bizim görüşümüz bu konu savaşla çözülemeyeceğinden siyasi çözüm aramamız gerektiğidir" ifadelerini kullandı.
Şiddete sadece siyasi bir anlaşmanın son vereceğini savunan Barzani, şöyle konuştu: "Son olarak 13 Türk askerinin öldürülmesinden ötürü çok üzgünüz. Sorunu çözmeye yardımcı olmayan bu olayı kınıyoruz. Daha fazla kan aktıkça bu sorun daha da karmaşıklaşır. Bu şiddete bir son vermeliyiz. Türk siyasiler bu konudaki düşünce biçimlerini değiştirmeli ve PKK konusuna yeni bir çözüm bulmalı. PKK siyasi bir çözüme hazır olduğunu söyledi. Bu yüzden bizler Türkiye'nin yanı sıra bütün taraflar barışçı bir çözüm bulmayı denemeliyiz."
Neçirvan Barzani, merkezi Irak hükümetinin Türkiye ile güvenlik anlaşmasını kendilerinin oluru olmadan imzalamasını eleştirmeyi de ihmal etmedi.

Barzani: Ne PKK'ya dokunurum, ne sınır ötesi operasyonu kabul ederim

Milli Güvenlik Kurulu'nun Irak'taki Kürt gruplarla diyalog kurulması kararını memnuniyetle karşılayan Kürdistan Bölge Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'a mesaj gönderdi: "Sayın Büyükanıt bölgedeki zorlukları iyi bilir. Askeri olarak PKK'yla karşı karşıya gelmemizi beklememeli. Diyaloğu reddediyorsa onun kararı." Kerkük'ün Kürt kenti olduğu tezini yineleyen Barzani, "İran ve Türkiye, Kürtlerin bağımsız devlete sahip olma hakkı bulunduğu fikrine alışmalı" dedi.
Barzani, NTV'ye özel demecinde, PKK'yı desteklediği suçlamasını reddederken, Büyükanıt'a da 'askeri müdahale' konusunda mesajlar gönderdi.
"Sorunları, yanlış anlaşılmaları çözmenin en iyi yolu diyalog" diyen Barzani, PKK'yı destekledikleri suçlamasıyla ilgili şöyle dedi: "Kanıt varsa bize ve de Türk kamuoyuna göstersinler. PKK'nın Kandil'deki varlığı onayımıza bağlı değil. Sınırda kontrolü sağlamak kolay değil. Sayın Büyükanıt bölgedeki zorlukları birçok kimseden iyi bilir. Burada askeri olarak PKK'yla karşı karşıya gelmemizi beklememeli. Diyaloğu reddediyorsa bu onun kararı, bir şey diyemeyiz.
Ama dostluk elimizi uzatıyoruz. Karşılık veren olursa memnuniyet duyarız." "Bu durumda bir soru sormak istiyorum" diye devam eden Kürt lideri, şu çıkışı yaptı: "PKK'nın Diyarbakır, Van, hatta İstanbul'daki varlığından da siz mi sorumlusunuz?"


'Kerkük Kürt kentidir'
Türkiye'nin olası müdahalesi sorulunca "Sınırı aşan bir operasyonu kabul edemeyiz. Biz de egemenliğimize önem veriyoruz" diyen Barzani, PKK'ya yönelik askeri değil siyasi adımlar gerektiğini belirtip ekledi: "Bir dost olarak sürece katkımız istenirse elimizden geleni yaparız."
Türkiye'deki Kerkük tartışmalarını hayretle izlediklerini söyleyen Barzani, "Hem tarihi hem de coğrafi olarak, Kerkük'ün Kürdistan'ın parçası olduğu kanıtlanmıştır" dedi. Kerkük referandumunda kararlı olduklarını yineleyen Barzani, dış müdahalenin durumu daha kötüleştireceği uyarısında bulundu. Kerkük'ün Kürtleştirildiği ithamları için, "Buna ihtiyacımız yok. Çünkü biz Kerkük'ün, Kürdistan'ın kalbi olduğunu düşünüyoruz" yanıtını veren Barzani, "Saddam döneminde Kürtlerle Türkmenler zorla Araplaştırıldığında Türkiye neden sesini çıkarmadı ve Türkmenleri korumadı?" diye sordu.
Barzani, bağımsızlıkla ilgili şöyle dedi: "Kürtler 40 milyonluk bir ulus. Ama tarih onlara adil değildi. Kürt gerçeği ve kimliğinin reddi sorunu çözmeye yetmedi. Kürtler bağımsız olma hakkına sahip. Türk, İranlı ve Araplar, bunu konuşmanın ayıp ya da tehdit olmadığını anlamalı. Yakın ya da uzak gelecekte olsa da bu fikre alışmalı. Bu şiddetle değil, karşılıklı anlayış ve çıkarları gözeterek olmalı."
Barzani, röportajı şu sözlerle bitirdi: "Bizler akrabayız, kardeşiz, birbirimizin dostlarıyız. Birlikte yaşamalıyız, birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz."


Erdoğan Irak'a gitmiyor
Başbakan Tayyip Erdoğan, Bakanlar Kurulu'nun ardından geldiği AKP Genel Merkezi'nde Irak'a gideceği yönündeki haberleri yalanladı. Erdoğan, "Teknik düzeyde heyetler görüşebilir. Liderler düzeyinde böyle bir çalışma yok" dedi. Erdoğan, "Kerkük Kürt kentidir" diyen Mesud Barzani'ye de "Kerkük küçük bir Irak'tır. Asla hiçbir etnik grubun tapulu malı değildir" diye yanıt verdi.


Başer: İstifa ederim
Terörle Mücadele Özel Koordinatörü Edip Başer'se, Kürt yetkililerle görüşmesi için 'bunda yarar sağlanacağı'na ikna olması gerektiğini, aksi halde görevlendirilse dahi istifa edeceğini duyurdu.